YILBAŞI TEBRİĞİ (2008 YILINI UĞURLARKEN)

Yılbaşı nedir? Hz.İsa’nın doğumundan yaklaşık 350 yıl sonra ROMA’da ortaya çıktı. Bu dönemde Roma İmparatorluğu’nun her yerinde güneşe tapılıyordu. Roma İmparatorluğu Güneşperestlik ile Hıristiyanlığı birleştirerek Güneş Tanrısının doğum günü olan 25 Aralığı Hz. İsa’nın doğum günü olarak kabul etti.

Neden 25 Aralık? 24 Aralığa kadar güneş biraz daha erken batıp senenin en kısa günleri yaşanıyor. Batıda güneşe tapanlar, Tanrıları olan Güneş, her gün biraz daha erken kendilerini terk edince buna üzülüyorlardı. 25 Aralıkta günler tekrar uzamaya başlayınca Tanrıları kendileriyle kalmaya razı olmuş ve yeniden doğmuş anlamına geldiğinden mutluluklarını dans, coşku, içki, ışıklandırma, ağaçlarla yeşillendirme, hindi kesme gibi eğlencelerle kutlarlardı. İşte 25 Aralık- 1 Ocak arası bu sebeple eğlence günleri ve tatil olarak kabul edilmiştir.

Yılbaşı, İsa Aleyhisselam’ın doğum yıldönümü mü? Öyle ise problem yok. Bir Peygambere yaraşır şekilde şu yılbaşını kutlayalım. Hayır, insanlar hem Peygamber yolundan ayrılır, hem de Peygamber adına haramlara dalarlar ki, işin en büyük felaket yanı bu. Tablo korkunç; Günaha harcanan para sevaptan esirgeniyorsa her şey tersine döner, tersine gider.

Çeşitli firmaların yılbaşı sebebiyle mağazalarını ve bulunduğu alanı ışıklandırmaları, hediye sepetleri vermeleri, vitrinleri çam ağaçlarıyla süslemeleri ve eşantiyon dağıtmaları da milyarlarca liralık masrafları beraberinde getiriyor. Mesela bir yılbaşı eğlencesi için harcanan meblağla 6.5 milyardan fazla ekmek alınabilir, 9 milyondan fazla kişinin net asgari ücreti ödenebilir, 150 yatak kapasiteli tam teşekküllü 30 adet hastane kurulabilir. Bunlara benzer örnekleri bir hayli artırmak mümkün.

Yılbaşını anmayalım mı? Tabii ki analım. Hayatımızdan geçip gitmiş olan koskoca bir yılın muhasebesini yapalım. Onu birlik ve beraberliğimizin kaynaşmasına bir vesile kılalım. Hıristiyanlık adeti olsun diye değil de, bu geceyi her zamanki gibi normal bir gece olarak Milli ve Manevi bütünlük ruhu içinde Yüce Milletimize yakışır bir tarzda değerlendirmek en akıllı ve kârlı bir tutum olsa gerektir.

Müslümanlar, insanların ilk babası ve ilk Peygamberi olan Hz.Adem’den son Peygamber Hz.Muhammed’e kadar ayrım yapmadan bütün Peygamberlere ve onların tebliğ ettiği bütün kitaplara inanıp saygı duymakla yeryüzünde bir inanç bütünlüğü ve güçlü bir barış tablosu sergilemişlerdir. Ne yazık ki diğer din mensupları bu erdemliği gösterememişlerdir. Onlar tam aksine, bütünlük yerine bölücülüğü, kardeşlik yerine düşmanlığı, barış yerine savaşı hep adet haline getirmişlerdir.

Her yıl olduğu gibi bu seneki yılbaşı gecemizi de kendimize has Milli ve Manevi duygularla şenlendirerek, bizleri yeni bir yıla kavuşturduğu için Yüce Rabbimize şükranlarımızı arz etmeliyiz. Bu güzel duygularla,  bu yılın Ülkemiz, Milletimiz, Memleketimiz ve tüm insanlık alemi için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyor ve tüm halkımızın yeni yılını tebrik ediyorum.    

A.Celil ÇAKAR Karamürsel Müftüsü