|
Yılbaşı nedir? Hz.İsanın doğumundan
yaklaşık 350 yıl sonra ROMAda ortaya çıktı. Bu dönemde Roma
İmparatorluğunun her yerinde güneşe tapılıyordu. Roma İmparatorluğu
Güneşperestlik ile Hıristiyanlığı birleştirerek Güneş Tanrısının
doğum günü olan 25 Aralığı Hz. İsanın doğum günü olarak kabul etti.
Neden 25 Aralık? 24 Aralığa kadar
güneş biraz daha erken batıp senenin en kısa günleri yaşanıyor.
Batıda güneşe tapanlar, Tanrıları olan Güneş, her gün biraz daha
erken kendilerini terk edince buna üzülüyorlardı. 25 Aralıkta günler
tekrar uzamaya başlayınca Tanrıları kendileriyle kalmaya razı olmuş
ve yeniden doğmuş anlamına geldiğinden mutluluklarını dans, coşku,
içki, ışıklandırma, ağaçlarla yeşillendirme, hindi kesme gibi
eğlencelerle kutlarlardı. İşte 25 Aralık- 1 Ocak arası bu sebeple
eğlence günleri ve tatil olarak kabul edilmiştir.
Yılbaşı, İsa Aleyhisselamın doğum
yıldönümü mü? Öyle ise problem yok. Bir Peygambere yaraşır şekilde
şu yılbaşını kutlayalım. Hayır, insanlar hem Peygamber yolundan
ayrılır, hem de Peygamber adına haramlara dalarlar ki, işin en büyük
felaket yanı bu. Tablo korkunç; Günaha harcanan para sevaptan
esirgeniyorsa her şey tersine döner, tersine gider.
Çeşitli firmaların yılbaşı sebebiyle
mağazalarını ve bulunduğu alanı ışıklandırmaları, hediye sepetleri
vermeleri, vitrinleri çam ağaçlarıyla süslemeleri ve eşantiyon
dağıtmaları da milyarlarca liralık masrafları beraberinde getiriyor.
Mesela bir yılbaşı eğlencesi için harcanan meblağla 6.5 milyardan
fazla ekmek alınabilir, 9 milyondan fazla kişinin net asgari ücreti
ödenebilir, 150 yatak kapasiteli tam teşekküllü 30 adet hastane
kurulabilir. Bunlara benzer örnekleri bir hayli artırmak mümkün.
Yılbaşını anmayalım mı? Tabii ki
analım. Hayatımızdan geçip gitmiş olan koskoca bir yılın
muhasebesini yapalım. Onu birlik ve beraberliğimizin kaynaşmasına
bir vesile kılalım. Hıristiyanlık adeti olsun diye değil de, bu
geceyi her zamanki gibi normal bir gece olarak Milli ve Manevi
bütünlük ruhu içinde Yüce Milletimize yakışır bir tarzda
değerlendirmek en akıllı ve kârlı bir tutum olsa gerektir.
Müslümanlar, insanların ilk babası ve
ilk Peygamberi olan Hz.Ademden son Peygamber Hz.Muhammede kadar
ayrım yapmadan bütün Peygamberlere ve onların tebliğ ettiği bütün
kitaplara inanıp saygı duymakla yeryüzünde bir inanç bütünlüğü ve
güçlü bir barış tablosu sergilemişlerdir. Ne yazık ki diğer din
mensupları bu erdemliği gösterememişlerdir. Onlar tam aksine,
bütünlük yerine bölücülüğü, kardeşlik yerine düşmanlığı, barış
yerine savaşı hep adet haline getirmişlerdir.
Her yıl olduğu gibi bu seneki yılbaşı
gecemizi de kendimize has Milli ve Manevi duygularla şenlendirerek,
bizleri yeni bir yıla kavuşturduğu için Yüce Rabbimize
şükranlarımızı arz etmeliyiz. Bu güzel duygularla, bu yılın
Ülkemiz, Milletimiz, Memleketimiz ve tüm insanlık alemi için
hayırlara vesile olmasını Yüce Allahtan niyaz ediyor ve tüm
halkımızın yeni yılını tebrik ediyorum.
A.Celil ÇAKAR
Karamürsel Müftüsü |