Kurban Nedir?
Sözlükte, yaklaşmak, yakınlık peyda etmek anlamına gelen kurban,
dinî terim olarak: İbâdet niyetiyle Kurban kesme günlerinde
(kurban bayramının, birinci, ikinci ve üçüncü), belirlenmiş bir
hayvanı Allah rızası için kesmektir. Buna ''udhiyye'' denir.
İslâm'ın mali ibadetlerinden biridir.
Kurban kesmek, İmam Ebû Hanife'ye göre vacip, İmam Şâfiî, İmam
Mâlik, İmam Ahmed b. Hanbel ve Hanefilerden İmam Ebû Yusuf ve
İmam Muhammed'e göre, sünnet-i müekkededir.
Kimler Kurban Kesmekle Yükümlüdür?
Ergenlik çağına giren, zengin, mukîm (yolcu olmayan) her erkek
ve kadın müslüman kurban kesmekle yükümlüdür. Buradaki
zenginlikten maksat; kişinin temel ihtiyaçlarından başka 80.18
gr. Altın veya bunun kıymetinde mal veya paraya sahip olmasıdır.
Zekattaki zenginlik ölçüsü ile, kurbandaki zenginlik ölçüsü aynı
olmakla beraber, zekatta olduğu gibi, malın artıcı olması şart
olmadığı gibi, üzerinden bir yıl geçmiş olması da gerekmez. Daha
önce fakir iken, kurban kesme günlerinde yukarıda zikredilen
zenginlik ölçüsüne ulaşan kimse, kurban kesmekle yükümlü olur.
Ailede Bir Kişinin Kurban Kesmesi Yeterli mi? Yoksa Tüm Aile
Fertlerinin Kurban Kesmesi Gerekir mi?
İslâm dininde; ailede ''malbirliği'' değil, ''mal ayrılığı''
prensibi vardır. Yani bir aile içinde de olsa, herkesin malı,
kendisine aittir. Bir kimse, babasının, eşinin veya oğlunun
servetiyle zengin sayılamaz. Baba fakir olduğu halde oğlu; koca
fakir olduğu halde karısı zengin olabilir. Bu bakımdan, aile
içinde, diğer şartlarla beraber kimler dinen zengin sayılırsa,
sadece onlar kurban kesmekle yükümlü olurlar. Hepsi zengin
sayılırsa, her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi gerekir. Aile
içinde zengin sayılan kimse yoksa, hiçbiri kurban kesmekle
yükümlü olmaz.
Kurbanlık Hayvanı Kesmek Yerine, Canlı Olarak Veya Bedelini
Yoksula Vermekle Kurban İbadeti Yerine Getirilmiş Olur mu?
Kurbanın rüknü, kurban edilmesi caiz olan hayvanlardan birini,
kurban kesme günlerinde kesmektir. Bu itibârla, kurban kesmek
yerine, kurban bedelinin veya kurbanlık hayvanın (kesilmeden)
yoksula yahut bir hayır kurumuna bağışlamakla, kurban ibadeti
yerine getirilmiş olmaz. Ancak kurban, herhangi bir sebeple,
eyyam-ı nahr denilen kurban kesme günlerinde kesilememiş ise, bu
günlerden sonra kurban kesilmez. Bu takdirde sadakaya dönüşür;
dolayısıyla kurbanlık hayvanın aynısının veya bedelinin tasadduk
edilmesi gerekir.
Hangi Hayvanlardan Kurban Olur?
Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Bu
hayvanların erkekleri kurban edilebileceği gibi, dişileri de
kurban edilebilir. Bunlardan devenin 5, sığır ile mandanın 2 ve
koyun ile keçinin bir yaşını doldurmuş olmaları gerekir. Ancak
koyunlar 6 ayı tamamladıkları halde, bir yaşını doldurmuş gibi
gösterişli olurlarsa bunlar da kurban edilebilir. Keçi ise
olmaz, onun mutlaka yaşını doldurması lazımdır. Bu hayvanların
dışında hiçbir hayvanın kurban edilmesi sahih olmaz.
Bir koyun veya keçiyi ancak birkişi kurban edebilir. Fakat
sığır, manda ve deve yedi kişiye kadarortaklaşa kurban
edilebilir. Yedi kişiyi geçmemek şartıyla, ortakların tek veya
çift olmalarında bir fark yoktur.
Bir Hayvanın Kurban Olmasına Engel Olan Kusurlar Nelerdir?
Kurban, bir ibadet olduğu için, kurbanlık hayvanların kusursuz
olmaları gerekir. Bazı kusurlar vardır ki; bunlar, hayvanın
kurban olmasına engeldir. Bu kusurların başlıcaları şunlardır:
İki veya bir gözü kör olan, kemiklerinde ilik kalmayacak
derecede zayıflamış olan, kesim yerine yürüyerek gidemeyecek
kadar topal olan, kulağının ve kuyruğunun üçte birinden fazlası
kopmuş olan, dişlerinin yarıdan fazlası dökülmüş olan,
boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış olan, ölüm
derecesinde hasta olan... hayvanlar kurban edilmezler.
Boynuzsuz veya boynuzu biraz kırılmış, dişlerinden birazı
dökülmüş ve burulmuş hayvanların kurban edilmeleri caizdir.
Kuyrukları Koparılan Koyunların Kurban Edilmesi Câiz midir?
Doğumlarının ilk aylarında daha sağlıklı gelişmesi için
kuyruklarının fazla kısımları boğulmak suretiyle düşürülen
merinos cinsi koyunların kurban edilmelerinde bir sakınca
yoktur. Çünkü bu durum, hayvanın, emsaline göre kıymetini
azaltan bir ayıp değildir.
Kişinin Kurbanı Bizzat Kendisinin Kesmesi Veya Kesilirken
Başında Bulunması Gerekir mi? Bu İş İçin Bir Kimseye Ya da Resmi
Veya Özel Bir Hayır Kurumunu Vekil Edebilir mi?
Kurban kesmekle yükümlü olan kişinin, keseceği kurbanı bizzat
satın alması, kendisinin kesmesi veya kesilirken yanında
bulunması- kurbanın sahih olması için gerekli değildir. Bunlar
vekalet yoluyla da yapılabilir. Çünkü kurban malî bir ibadettir.
Malî ibadetlerde vekalet caizdir. Hiçbir mazeret olmadan da,
kişi kendi adına kurbanını satın alıp kesmek üzere güvendiği bir
kimseyi vekil tayin edebilir. Vekil, hakiki şahıs olabileceği
gibi, hükmi şahıs, yani özel veya resmi bir kuruluş da olabilir.
Buna göre, yurtiçinde veya yurtdışında bulunan kimselerden,
isteyenlerin, önceden bedelini ödeyerek, Diyanet İşleri
Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı'nın müşterek organizesiyle,
vekaleten kurbanlarını kestirmeleri ve bu kurbanların etlerinin
yurtiçi veya yurtdışındaki muhtaç dindaş ve soydaşlara
ulaştırılması dinen câizdir.
Kurbanlık Hayvanın Canlı Olarak Tartılıp Kilogram Fiyatı
Üzerinden Anlaşarak Veya Kesildikten Sonra Eti Tartılarak
Fiyatının Belirlenmesi İle Satın Almak Caiz midir?
Tane hesabı ile satın alınan hayvanın kurban edilmesi caiz
olduğu gibi; alıcı ve satıcı arasında, sonunda anlaşmazlık
çıkmamak şartı ile, bedeli kesildikten sonra, etinin beher
kilosu için, taraflarca önceden belirlenen fiyattan ödenmek
üzere satın alınan hayvanın kurban olarak kesilmesi yine, canlı
olarak tartılıp beher kilosu için takdir edilen bedel
karşılığında satın alınan hayvanın kurban edilmesi de caizdir.
Ortaklaşa Kurban Edilecek Bir Hayvana, Ortaklar Değişik
Niyetlerle Katılsalar Câiz midir?
Ortakların hepsi yönleri değişik olsa bile, kurban niyetiyle
katılmak durumundadırlar. Mesela, ortaklardan biri vacip olan
kurbanı, diğeri adak kurbanı, bir diğeri de nafile kurbanına
niyet etmiş olanlar böyle bir ortaklıkla kurban kesilmesi câiz
olur. Çünkü hepsi de ibâdet niyetiyle katılmış bulunmaktadırlar.
Fakat ortaklardan biri herhangi bir ibadet niyetiyle değil de,
et almak maksadıyla katılmış olsa, bu sahih olmaz ve diğerleri
de niyet etmiş oldukları kurbanı kesmiş sayılmazlar.
Ortaklaşa Kurban Edilen Hayvanların Etleri Nasıl Taksim Edilir?
Deve ve sığır gibi hayvanlar ortaklaşa kurban edildiğinde,
etleri, ortaklar arasında tahmini olarak değil tartılarak taksim
edilir. Ancak bu hayvanlar, bir ailenin fertleri için kurban
edilmişlerse bunların etlerinin tartı ile taksim edilmesi
gerekmez. Yine ortaklaşa kurban kesenler, kurban etinin tamamen
yoksullara dağıtacak veya bir kuruma verecek olurlarsa bu
takdirde de kurban etinin tartılarak taksim edilmesi gerekmez.
Kurban Eti Kimlere Verilebilir?
Kurban etinin hepsini yoksullara dağıtmak veya kendisi ve
çoluk-çocuğu için alıkoymak caiz ise de en uygun olanı; kurban
etini üçe taksim edip; birini, kurban kesemeyen yoksullara
dağıtmak, bir bölümünü akraba, tanıdık ve komşulara ikram etmek;
birini de kendi çoluk-çocuğu ile yemektir.
Şâyet, kurban kesen kimsenin çoluk-çocuğu kalabalık ve hali
vakti de çok iyi değilse, Kurban etini dağıtmayıp tamamını
çoluk-çocuğu için alıkoyması daha uygun olur.
Kurban etinden, müslüman olan komşulara hediye etmek caiz olduğu
gibi, müslüman olmayan komşulara da vermek caizdir.
Kurbanın Derisi Satılabilir mi?
Kurbanın derisini seccade veya evde kullanılacak bir şey yapmak
caiz olduğu gibi, bir fakire veya hayır işlerine hizmet eden bir
kuruluşa vermek de caizdir. Kurbanın derisi, kurbanın bir
parçası olduğundan satılması caiz olmadığı gibi, kurbanı kesene
kasap ücreti olarak da verilmez.
Kurbanlık Hayvanın Başına Tabanca Sıkılmak Suretiyle Veya
Elektrik Şoku İle Bayıltılarak Kesilmesi Câiz midir?
Fazla eziyet vermemek (ölüm acısını azaltmak) maksadıyla, kesim
esnasında, hayvanın başına tabanca sıkılmak veya elektirik
şokuna bağlanmak suretiyle bayıltılması, bu hayvanın kurban
olarak kesilmesine engel ayıplardan sayılmaz. Çünkü kurbana
engel ayıp, kesim esnasında meydana gelen arızalar olmayıp,
hayvanda önceden mevcut olan ve emsaline göre hayvanın değerini
noksanlaştıran kusurlardır. Kesim esnasında meydana gelen
kusurlar, kesim işlemine dahil bir ameliyye olup, kurbana engel
ayıp sayılmaz. Bu itibârla, canlı olarak (şok etkisi ile ölmeden
önce hemen) kesilmek kaydı ile kurbanlık hayvanın tabanca veya
elektirk şoku ile bayıltılarak kesilmesi câizdir.
Ölü Kurbanı Diye Bir Şey Var mıdır?
Bilindiği gibi, ölen bir kimsenin dînî yükümlülükleri sona erer.
Bu itibarla ölü kurbanı diye bir şey söz konusu değildir. Ancak
bir kimse sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diger
yakınlarına bağışlanmak üzere, çeşitli hayır kurumlarına, fakir
ve muhtaç kişilere bağışta bulunabileceği gibi, kurban da
kesebilir. Ölen kimsenin kendisi için kurban kesilmesine dair,
vasiyyeti yoksa, bu kurban etini fakirler yiyebileceği gibi,
kurban kesen kimse ve zenginler de yiyebilir. Vasiyyet varsa,
tamamen fakirlere yedirilmesi veya dağıtılması gerekir. Böyle
bir kurbanın etinden kurban kesen mirasçılar ve dînen zengin
sayılanlar yiyemezler.
Ölen kimsenin vasiyyeti olmaksızın, sevabı onun ruhuna
bağışlanmak üzere kesilen kurbanın herhangi bir zamanda
kesilmesi caiz ise de, kurban kesme günlerinde kesi1mesi daha
faziletli ve daha sevaplıdır. Ölenin vasiyyeti gereğince kesilen
kurban ise ancak, kurban kesme günlerinde kesilir. Vasiyyeti
yoksa ölen kimse için mirasçılarının kurban kesmeleri gerekmez.
Kadın Ve Ehl-i Kitap, Kurbanlık Hayvanı Kesebilirler mi? Ve
Kestikleri Yenir mi?
Bir müslümanın, erkek olsun kadın olsun usulüne uygun olarak
kestiği hayvanların etleri yenir. Yine ehl-i kitap olan, yani
peygamberlerden ve semavî kitaplardan birine inanmış olan (Yahûdi,
Hıristiyan) ların usûlüne göre kestikleri hayvanların etleri de
yenir. Bu itibarla, Müslüman bir kadının yahut ehl-i kitap
kadın ve erkeğin kurbanlık hayvanı kesmesi caizdir. Bunların
kestikleri kurbanın eti de yenir. Ancak, kurban, bir ibadet
olduğundan imkân varsa onu müslümanın kesmesi daha uygun olur.
Teşrik Tekbirleri Nedir?
Kurban Kesmeyenler de Teşrik Tekbirleri
Getirir mi?
Bilindiği üzere, kurban bayramı, kamerî aylardan Zilhicce'nin
onuncu günü başlar ve dört gün devam eder. Bayramın dört gününe,
Arefe günü de ilave edilince bu beş güne "Eyyâm-ı Teşrîk"
denilir ki, farz namazların peşinden aldığımız "Tekbir Günleri"
demektir. Bu tekbirlere de "Teşrik Tekbirleri" denir. Teşrik
tekbiri şöyledir: "Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Lâ ilâhe
İllallâhü Vallâhu Ekber. Allâhü Ekber Velillâhi'l-hamd."
Arefe gününün sabah namazından itibaren bayramın
dördüncü günü ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz
namazların peşinden, selâmdan sonra bu tekbiri bir defa getirmek
vâciptir.
İster cemaatle, ister yalnız başına namaz kılan, kurban kesen
veya kesmeyen, yolcu olan veya olmayan kadın-erkeğin; farz olan
her namazın peşinden Teşrik tekbirlerini getirmeleri gerekir.
------------------------------------------
Şükrü ÖZBUĞDAY
Diyanet Aylık
dergisi (2000 mart) sayısından alınmıştır.