|
Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı binasında basın mensuplarına
verdiği iftar yemeğinde konuştu.
Sosyal açılımlı din hizmetini öne çıkardıklarını vurgulayan Bardakoğlu,
bu kapsamda din görevlilerinden sadece ezan okuyup, namaz
kıldırmalarını beklemediklerini, sosyal sorumluluk içeren projelerde
yer almalarını istediklerini belirtti.
Din görevlilerine performans kriterleri getirdiklerini de anlatan
Bardakoğlu, bu kriterler kapsamında din görevlilerinin okudukları
kitapları, sosyal faaliyetlere katılımlarını da göz önüne alarak atama
ve nakiller yapacaklarını bildirdi.
Doğu ve Güneydoğu'daki köylerde imam lojmanı inşasına başladıklarını
da ifade eden Bardakoğlu, “İmam lojmanı yoksa köye din görevlisi
göndermek kolay olmuyor. Devlet olarak bu hizmeti en uç noktalara
kadar götürmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı yanına personelin ve yakın
çevredeki halkın yararlanması için 4 bin kişi kapasiteli bir caminin
yapılacağını belirterek, caminin hayırseverlerin desteğiyle inşa
edileceğini kaydetti.
Bardakoğlu'ndan Cern yorumu
Bardakoğlu, Cern'de yapılan deneyle ilgili soru üzerine insanoğlunun
yapabildiği her bilimsel deneyin, yüce Allah'ın iradesi, bilgisi,
onayı dahilinde olduğu belirterek, “Bilimsel deneylerin Allah'ın
yarattığı Sünnetulah çerçevesinde Allah'ın bu dünya hayatı için
koyduğu kurallar kaideler ve imkanlar çerçevesinde olagelir onun için
de adları hep keşif olmuştur” dedi.
Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı binasında basın mensuplarına
verdiği iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, Keşiflerin, Allah'ın
yarattığı imkanları ve varlığı insanoğlunun adım adım peyderpey
aşması, anlaması, ortaya çıkarması, algılaması anlamına geldiğini
belirten Bardakoğlu, şunları kaydetti:
“Bu tür keşiflerin ilahi iradeyle ve dünyanın yaratılış sırrıyla
çatışan keşifler olduğu yönünde bir kanaata sahip değilim. Şahsi
kaanatim bunların yaradılışı ve yaradılışın temelindeki ilahi kudreti
tamamen açıklayıcı bilimsel deneyler olması da pek teolojik olarak
mümkün görünmüyor. Sadece varoluşla ilgili varlık alemiyle ilgili yeni
yeni ipuçları veren adımlardır. Yani bunları tüketici keşifler veya
artık keşfin son noktası olarak görmek mümkün değil.
Bizim bu tür keşifler karşısında ön yargıyla teolojik bir direnç
göstermemiz ve eleştiride bulunmamız doğru değil. İnsanoğlu, Allah'ın
verdiği akılla ve Allah'ın verdiği imkanla yol alıyor ve bu da ilahi
iradenin ve Sünnetullah'ın çerçevesinde cereyan ediyor. Allah'a rağmen
bir bilimsel deney yapılıyor değil. Zaten insanoğlu Allah'a rağmen
dünyada bir bilimsel deney yapamaz. Allah'ın verdiği sınırlar içinde
onun verdiği imkanları kullanarak deney yapar. Allah'ın bu dünyada
egemenliği çok mutlak egemenliktir. Akıllı insan odur ki bu egemenliği
ve üzerindeki yaratıcı kudreti dünya hayatındayken fark eder.”
Genetik alanındaki gelişmeler konusundaki bir soru üzerine de
Bardakoğlu, genetik ve klonlama gibi konularda ortak ahlaki sınırları
önemsediklerini belirtti. Bardakoğlu, “evli olmayan eşlerin sperm
bankası yoluyla çocuk edinmelerini doğru bulmuyoruz genetik
konusundaki tepkiler insanların ortak tepkileridir” dedi.
Başkanlık olarak dinin doğru bilgisini kaynaklara dayanarak vermeye
çalıştıklarını, açık ve şeffaf hizmet anlayışı benimsediklerini
söyledi.
-“DİYANET, LAİKLİKLE SORUNU OLMAYAN KURUMLARIN
EN BAŞINDA GELİR”-
Bir gazetecinin “Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in adli yıl
açılışında laiklikle ilgili yaptığı konuşmayı nasıl
değerlendiriyorsunuz” sorusu üzerine Bardakoğlu, konuşmada doğrudan
Diyanet İşleri Başkanlığını ilgilendiren bir durum olmadığını söyledi.
Gerçeker'in “din kurallarının yorumlanabileceği” yönünde açıklamalarda
bulunduğunu hatırlatan Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığının
insanların din kurallarını yorumlamasını önleyen, onun önüne set çeken
ve “din yorumlanacaksa bunu sadece ben yorumlayabilirim” şeklinde
tekel oluşturan bir kurum olmadığını ifade etti.
Tüm vatandaşların dinlerini yorumlama ve inşa etme hakkı olduğuna
işaret eden Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsanların dindarlıklarını ve dinlerini anlamaları üzerine tekel ve
baskı kuracak, onları belli kalıplara zorlayacak değiliz. Her insan
kendi dinini kendi Müslümanlığını veya kendi dini hayatını dilediği
gibi düzenleme inşa etme, Kur'an ayetlerini, din kurallarını istediği
gibi anlama ve algılama hakkına sahiptir. Biz ona saygı duyarız, ama
bize sordukları vakit biz de nasıl anladığımızı ve bunların nasıl
yorumlanması gerektiğini insanlarla paylaşırız. Kaldı ki laiklik
Diyanet İşleri Başkanlığı da dahil bu toplumun ortak paydalarından
birisidir. Diyanet, laiklikle sorunu olmayan kurumların belki de
başında gelir. Biz laikliği din özgürlüğünün güvencesi, devletin
dinlere eşit mesafede durması olarak görmekteyiz. Bizim özgürlükten
şikayetimiz olmaz.”
Özgürlüklerin gelişmesinin barışın, hoşgörünün, insan sevgisinin
gelişmesi ve insanların birbirlerine daha çok saygı göstermesini
sağlayacağını belirten Bardakoğlu, “Özgüveni olan insan özgürlükten
korkmaz kaldı ki bu coğrafyada laiklik sadece Cumhuriyet ile başlamış
bir kavram ve anlayış değildir ta Osmanlı'ya kadar uzanan tarihi derin
bir geçmişi vardır. Bizim toplulumuzda artık kavram, ilke ve prensip
olarak tartışılan değil üzerinde mutabakat sağlanan bir prensip, ilke
ve tavır olmuştur” diye konuştu.
Laikliğin din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olduğunu dile
getiren Bardakoğlu,şunları kaydetti:
“Devletin yasama organlarının, diğer organlarının bir konuyu farklı
görmesi din kurallarının da ona ayak uydurması anlamına gelmez. İkisi
ayrı mecrada yürür. Biri o konuda herhangi bir yorum yaptı diye
diğerinin ona göre kendini uyarlaması yerine, herkesin kendi işini
kendi alanında yapması ve kimsenin kimseye karışmaması her halde
doğrusudur. Bu bakımdan ne din adamları ve din konusunda konuşanlar,
devlet işlerini kendi fikirleri doğrultusunda uygulanmasını beklesin,
ne de devlet ricali kendi uygulamalarının kendi düşüncelerinin
yorumlarının din kuralları açısında da uygun olduğunu belirten
ifadeleri talep etsin. Yani herkes kendi işini yaparsa çatışmalar
olmaz. Yeter ki insanlar kendi sınırlarında kalsınlar. Madem laiklik
de bir sınır çiziyor ki Diyanet İşleri Başkanlığının da görevi İslam
dininin inanç, ibadet, ahlak prensipleri konusunda toplumu
aydınlatmaktır. Diyanet, dinin ana kaynaklarının doğru bilgisini
topluma verir. Devletin diğer organları da yasama, yürütme ve yargı
organları da kendi alanlarında rasyonel şekilde uygulamalarını
icraatlarını yaparlar ve herkes yoluna devam eder.”
-“CEMEVİNDEN SU PARASI ALINMAMASINI YÜREKTEN
DESTEKLİYORUM”-
“Kuşadası Belediyesinin cemevini ibadethane sayarak, camilerdeki gibi
su parası alınmaması uygulaması hakkında ne düşünüyorsunuz” sorusunu
Bardakoğlu, “Ne sayılıp ne sayılmaması belediyenin işi. Daha çok sudan
para alıp almaması belediyenin işi. Alevi kardeşlerimize yönelik her
türlü sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik adımı çok olumlu
karşılıyorum. Belediyenin elektrik su parası almaması, imar kolaylığı
getirmesi fevkalade sevindirici gelişmelerdir. Bunu yürekten
destekliyorum” diye yanıtladı.
Diyanetin, herhangi bir mezhebin başkanlığı olmadığını vurgulayan
Bardakoğlu, herkesi kuşatan bir Diyanet İşleri Başkanlığı oluşturmanın
gayreti içinde olduklarını kaydetti.
Özgürlüklerin genişlemesi ve gelişmesinin sosyal barış için önemine
dikkati çeken Bardakoğlu, “Sadece bir kesimi değil herkesi bu
özgürlüklerden yararlandırmalıyız. Alevi kardeşlerimize de yönelik bu
tür adımlar fevkalade olumlu adımlardır. Yanlış anlaşmaları önleyecek
incinmeleri sonlandıracaktır” dedi.
Belediyelerin görevinin vatandaşa hizmet götürmek olduğuna işaret eden
Bardakoğlu, “Belediyelerin işi teolojik yorumlar yapmak değildir.
ülkemizde özgürlükler geliştikçe bu konular düzelecektir” diye
konuştu.
-“DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULUNDA KADIN ÜYE OLMASINI
İSTERDİM”-
Ali Bardakoğlu, “yeni oluşturulan din işleri yüksek kurulunda niye bir
kadın üye yok” sorusunu da “bize başvuran adaylar arasında hiç kadın
yoktu. olsa iyi olurdu. 10 bin kadın çalışanımızdan hangisi böyle bir
istekte bulunsaydı onu desteklerdim” diye konuştu.
Toplumun yarısını oluşturan kadınlara her zaman pozitif ayrımcılık
uyguladıklarını da vurgulayan Bardakoğlu, kadınların görev ve görev
sorumlulukları açısından daha üretken olduğunu kaydetti.
Kadınların her alanda aktif rol almasını önemsediklerini dile getiren
Bardakoğlu, “Din İşleri Yüksek Kurulunda da kadın üye olmasını
isterdim” dedi.
Not: Bu
haber
Memurlar.net
sitesinden alınmıştır.
|