|
Üç aylar, kandiller, Cuma günleri gibi
ulvi gün ve geceler; Peygamber Efendimizin doğumu, miracı, vefatı gibi
zamanların yıl dönümleri, gönlü ve zihni her zaman Allaha açık,
ibadetleri, sözleri ve hareketleriyle daima Allahın rahmet kapısını
çalan huzur sahibi kimseler için bir düşünme vesilesi, bir
vecd kaynağı ve günahlarının bağışlanması için bir lütfû ilahidir.
29 Temmuz Salı gününü Çarşamba gününe
bağlayan gece Mirac Kandilidir. Mirac, Hz. Muhammed (s.a.v)in
Peygamberliğinin 13 senelik Mekke devrinin sonlarına doğru, Miladi 621
yılında recep ayının 27. gecesine tevafuk eden bir zamandır. O gün
Resulüllah (s.a.v)e ilâhi bir davet vuku bulmuş, icabet gerçekleşmiş
ve o güne kadar ne bir beşere ne de bir meleğe nasip olmayan ilâhi bir
ziyafet lütfedilmiştir. Evet, o gün Hz. Muhammed (s.a.v) Allah
Teâladan gelen emirle, Mekke şehrinde bulunan ve Kâbe dediğimiz
Mescid-i Haramdan, Kudüsteki Mescid-i Aksaya geceleyin
götürülmüştür. Buradan da bizim sınırlı ve fani idrakimizin
erişemeyeceği yerleri ziyaret edip hakkın kudret ve azâmetini gösteren
birçok işaret ve deliller görmüştür.
Bu hususu Kuran-ı Kerimde isrâ
suresinin birinci ayeti şöyle beyan etmektedir:
Kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, kulu
Muhammedi geceleyin Mescid-i Haramdan etrafını mübarek kıldığımız
Mescid-i Aksâya götüren Zâtı Kibriyanın şanı yücedir. Her şeyi
duyan, her şeyi gören Odur.
Şüphe yok ki Mirac, bizim bildiğimiz
tabiat kanunlarına aykırı bir hadisedir. Fakat her şeyi yaratan, bir
nizam içinde devam ettiren mutlak kudret sahibi Cenab-ı Hakkın kudret
ve selahiyyeti dışında değildir. Allah Teâla kullarından dilediğine,
dilediği fevkaladeliği ihsan eder, Onu hiç kimsenin mazhar
olamayacağı nimetlere erdirir. İşte Mirac da bizim Peygamberimize has,
idrakimizin çok üstünde, sırları bizce meçhul, fakat Kurânla sabit
olduğuna göre mutlaka olmuş bir hadisedir. Biz müminler olarak buna
inanırız.
Bence bu ve benzeri mucizelerden
insanlığın ve hassaten de Müslümanların alması gereken birçok dersler
olmalıdır.
Mesela Mirac mucizesinde, daha yolculuğa
çıkmadan Peygamberimizin ifadesiyle: Göğsüm yarıldı, kalbim
çıkarıldı içerisinden kan pıhtısına benzeyen maddeler atıldı, yıkanıp
tekrar yerine kondu. Buyurarak bundan 14 asır evvelden insanlığa,
özellikle ümmeti Muhammede bugün tıp ilminin ulaştığı açık kalp
ameliyatının işaretlerini vermişti.
Mirac dönüşü bu mucizeye inanmayan
Mekkeli müşrikler o zamana kadar Mescid-i Aksayı hiç görmemiş olan
Peygamberimize Mescid-i Aksanın yapısını, şeklini hatta kapı-pencere
adedini sormaya başladılar. Sorular karşısında zor durumda kalan Hz.
Muhammed (s.a.v): Ya Rabbi! Sana malum, ben oraya kapı, pencere
saymaya gitmedim ama şimdi bilmediğimi söylesem mucizeyi inkar
edecekler, sana sığınıyorum, sen bilirsin! münacatıyla Mescid-i
Aksanın görüntüsünün gözünün önüne getirilmiş olması ve müşriklerin
sorduğu her soruya bakarak cevap vermiş olması ile O 14 asır önce
görüntülü, canlı naklen yayının yapılabileceğinin işaretlerini
vermişti.
Şüphesiz Mirac olayından alınması
gereken daha birçok ibret dersleri vardır. Miracın dışındaki
mucizeleri de bu yönden büyüteç altına almalıyız. Almalıyız ki
dinimizin ulviyetini daha iyi idrak edebilmiş olalım.
Yüce Peygamberimiz Mirac olayında biz
ümmeti Muhammede üç hediye getirmiştir. Bunlardan birincisi beş vakit
namaz, ikincisi bakara suresinin son iki ayeti Celileleri ve üçüncü
olarak da imanın şartlarına inanmış olan mümin kulların tamamının
Cennete gireceğinin müjdesidir.
Kısa süreli dünya hayatında elimize
geçmiş olan bu fırsatları ganimet bilelim, hayatın her safhasında ve
hele böyle mübarek gecelerde daha çok Salih ameller yapmaya,
dolayısıyla Allahın rahmet ve mağfiretine nail olmaya gayret edelim.
Bu güzel duygular içinde idrak etmekle
şerefyâd olduğumuz halkımızın mübarek Mirac kandilini tebrik ediyor ve
tüm insanlık âlemi için hayırlara vesile olmasını Yüce Mevlâdan niyaz
ediyorum.
A.Celil ÇAKAR
Karamürsel Müftüsü
|