MİRAC KANDİLİ VE MİRAC’IN HİKMETLERİ (KANDİL MESAJI 2008)

 

Üç aylar, kandiller, Cuma günleri gibi ulvi gün ve geceler; Peygamber Efendimizin doğumu, miracı, vefatı gibi zamanların yıl dönümleri, gönlü ve zihni her zaman Allah’a açık, ibadetleri, sözleri ve hareketleriyle daima Allah’ın rahmet kapısını çalan “huzur sahibi” kimseler için bir düşünme vesilesi, bir vecd kaynağı ve günahlarının bağışlanması için bir lütfû ilahidir.

29 Temmuz Salı gününü Çarşamba gününe bağlayan gece Mirac Kandilidir. Mirac, Hz. Muhammed (s.a.v)’in Peygamberliğinin 13 senelik Mekke devrinin sonlarına doğru, Miladi 621 yılında recep ayının 27. gecesine tevafuk eden bir zamandır. O gün Resulüllah (s.a.v)’e ilâhi bir davet vuku bulmuş, icabet gerçekleşmiş ve o güne kadar ne bir beşere ne de bir meleğe nasip olmayan ilâhi bir ziyafet lütfedilmiştir. Evet, o gün Hz. Muhammed (s.a.v) Allah Teâla’dan gelen emirle, Mekke şehrinde bulunan ve “Kâbe” dediğimiz Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya geceleyin götürülmüştür. Buradan da bizim sınırlı ve fani idrakimizin erişemeyeceği yerleri ziyaret edip hakkın kudret ve azâmetini gösteren birçok işaret ve deliller görmüştür.

Bu hususu Kur’an-ı Kerim’de isrâ suresinin birinci ayeti şöyle beyan etmektedir: “ Kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, kulu Muhammed’i geceleyin Mescid-i Haram’dan etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Zât’ı Kibriya’nın şanı yücedir. Her şeyi duyan, her şeyi gören O’dur.”

Şüphe yok ki Mirac, bizim bildiğimiz tabiat kanunlarına aykırı bir hadisedir. Fakat her şeyi yaratan, bir nizam içinde devam ettiren mutlak kudret sahibi Cenab-ı Hakk’ın kudret ve selahiyyeti dışında değildir. Allah Teâla kullarından dilediğine, dilediği fevkaladeliği ihsan eder, O’nu hiç kimsenin mazhar olamayacağı nimetlere erdirir. İşte Mirac da bizim Peygamberimize has, idrakimizin çok üstünde, sırları bizce meçhul, fakat Kurân’la sabit olduğuna göre mutlaka olmuş bir hadisedir. Biz mü’minler olarak buna inanırız.

Bence bu ve benzeri mucizelerden insanlığın ve hassaten de Müslümanların alması gereken birçok dersler olmalıdır.

Mesela Mirac mucizesinde, daha yolculuğa çıkmadan Peygamberimizin ifadesiyle: “ Göğsüm yarıldı, kalbim çıkarıldı içerisinden kan pıhtısına benzeyen maddeler atıldı, yıkanıp tekrar yerine kondu.” Buyurarak bundan 14 asır evvelden insanlığa, özellikle ümmet’i Muhammed’e bugün tıp ilminin ulaştığı açık kalp ameliyatının işaretlerini vermişti.

Mirac dönüşü bu mucizeye inanmayan Mekkeli müşrikler o zamana kadar Mescid-i Aksa’yı hiç görmemiş olan Peygamberimize Mescid-i Aksa’nın yapısını, şeklini hatta kapı-pencere adedini sormaya başladılar. Sorular karşısında zor durumda kalan Hz. Muhammed (s.a.v):” Ya Rabbi! Sana malum, ben oraya kapı, pencere saymaya gitmedim ama şimdi bilmediğimi söylesem mucizeyi inkar edecekler, sana sığınıyorum, sen bilirsin!” münacatıyla Mescid-i Aksa’nın görüntüsünün gözünün önüne getirilmiş olması ve müşriklerin sorduğu her soruya bakarak cevap vermiş olması ile O 14 asır önce görüntülü, canlı naklen yayının yapılabileceğinin işaretlerini vermişti.

Şüphesiz Mirac olayından alınması gereken daha birçok ibret dersleri vardır. Mirac’ın dışındaki mucizeleri de bu yönden büyüteç altına almalıyız. Almalıyız ki dinimizin ulviyetini daha iyi idrak edebilmiş olalım.

Yüce Peygamberimiz Mirac olayında biz ümmeti Muhammed’e üç hediye getirmiştir. Bunlardan birincisi beş vakit namaz, ikincisi bakara suresinin son iki ayeti Celileleri ve üçüncü olarak da imanın şartlarına inanmış olan mü’min kulların tamamının Cennet’e gireceğinin müjdesidir.

Kısa süreli dünya hayatında elimize geçmiş olan bu fırsatları ganimet bilelim, hayatın her safhasında ve hele böyle mübarek gecelerde daha çok Salih ameller yapmaya, dolayısıyla Allah’ın rahmet ve mağfiretine nail olmaya gayret edelim.

Bu güzel duygular içinde idrak etmekle şerefyâd olduğumuz halkımızın mübarek Mirac kandilini tebrik ediyor ve tüm insanlık âlemi için hayırlara vesile olmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ediyorum.

A.Celil ÇAKAR

Karamürsel Müftüsü