|
KARAMÜRSEL MÜFTÜLÜĞÜ 2010 YILI RAMAZAN-ŞERİF İMSAKİYESİ "Ey iman edenler ! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de Oruç farz kılındı, ta ki korunasınız". (Bakara Suresi 183) "Oruç tutunuz, Sıhhat Bulunuz." (Hadis'i Şerif) |
||||||||
| RAMAZAN | TARİH VE GÜNÜ | İMSAK | GÜNEŞ | ÖĞLE | İKİNDİ | AKŞAM | YATSI | |
| 1. | 11.Ağu.10 | Çarşamba | 04:20 | 06:00 | 13:14 | 17:03 | 20:15 | 21:47 |
| 2. | 12.Ağu.10 | Perşembe | 04:22 | 06:01 | 13:14 | 17:02 | 20.14 | 21.45 |
| 3. | 13.Ağu.10 | Cuma | 04:23 | 06:02 | 13:14 | 17:01 | 20:12 | 21.43 |
| 4. | 14.Ağu.10 | Cumartesi | 04:25 | 06:03 | 13:13 | 17:01 | 20:11 | 21:41 |
| 5. | 15.Ağu.10 | Pazar | 04:26 | 06:04 | 13:13 | 17:00 | 20:10 | 21:40 |
| 6. | 16.Ağu.10 | Pazartesi | 04:28 | 06:05 | 13:13 | 17:00 | 20:08 | 21:38 |
| 7. | 17.Ağu.10 | Salı | 04:29 | 06:06 | 13:13 | 16:59 | 20:07 | 21:36 |
| 8. | 18.Ağu.10 | Çarşamba | 04:30 | 06:07 | 13:13 | 16:58 | 20:06 | 21.34 |
| 9. | 19.Ağu.10 | Perşembe | 04:32 | 06:08 | 13:12 | 16:58 | 20:04 | 21.32 |
| 10. | 20.Ağu.10 | Cuma | 04:33 | 06:09 | 13:12 | 16:57 | 20:03 | 21:31 |
| 11. | 21.Ağu.10 | Cumartesi | 04:35 | 06:10 | 13:12 | 16:56 | 20:01 | 21:29 |
| 12. | 22.Ağu.10 | Pazar | 04:36 | 06:11 | 13:12 | 16:55 | 20:00 | 21:27 |
| 13. | 23.Ağu.10 | Pazartesi | 04:37 | 06:12 | 13:11 | 16:55 | 19:58 | 21:25 |
| 14. | 24.Ağu.10 | Salı | 04:39 | 06:13 | 13:11 | 16:54 | 19:57 | 21:23 |
| 15. | 25.Ağu.10 | Çarşamba | 04:40 | 06:14 | 13:11 | 16:53 | 19:55 | 21:21 |
| 16. | 26.Ağu.10 | Perşembe | 04:42 | 06:15 | 13:11 | 16:52 | 19:54 | 21:19 |
| 17. | 27.Ağu.10 | Cuma | 04:43 | 06:16 | 13:10 | 16:51 | 19:52 | 21:17 |
| 18. | 28.Ağu.10 | Cumartesi | 04:44 | 06:17 | 13:10 | 16:51 | 19:51 | 21:16 |
| 19. | 29.Ağu.10 | Pazar | 04:46 | 06:18 | 13:10 | 16.50 | 19:49 | 21:14 |
| 20. | 30.Ağu.10 | Pazartesi | 04:47 | 06:19 | 13:09 | 16:49 | 19:47 | 21:12 |
| 21. | 31.Ağu.10 | Salı | 04:48 | 06:20 | 13:09 | 16:48 | 19:46 | 21:10 |
| 22. | 01.Eyl.10 | Çarşamba | 04:50 | 06:21 | 13:09 | 16:47 | 19.44 | 21:08 |
| 23. | 02.Eyl.10 | Perşembe | 04:51 | 06:22 | 13:08 | 16:46 | 19:43 | 21:06 |
| 24. | 03.Eyl.10 | Cuma | 04:52 | 06:23 | 13:08 | 16.45 | 19:41 | 21:04 |
| 25. | 04.Eyl.10 | Cumartesi | 04:53 | 06:24 | 13:08 | 16:44 | 19:39 | 21:02 |
| 26. | 05.Eyl.10 | Pazar | 04:55 | 06:25 | 13:07 | 16:43 | 19:38 | 21:00 |
| K A D İ R G E C E S İ | ||||||||
| 27. | 06.Eyl.10 | Pazartesi | 04:56 | 06:26 | 13:07 | 16:42 | 19:36 | 20:58 |
| 28. | 07.Eyl.10 | Salı | 04:57 | 06:27 | 13:07 | 16:41 | 19:34 | 20:57 |
| 29. | 08.Eyl.10 | Çarşamba | 04:58 | 06:28 | 13:06 | 16:40 | 19:33 | 20:55 |
| 09.Eyl.10 | Perşembe | Ramazan Bayramı | ||||||
| Bayram Namazı : 07:17 | ||||||||
| NOT: | 1-) Öğle ve Teravih Namazlarından yarım saat önce merkezi sistemle Camilerimizde Vaaz verilecektir. | |||||||
| 2-) Camilerimizde her gün Hatim ve Mukabele Proğramları yapılacaktır. Size en yakın Proğramı takip edebilirsiniz. | ||||||||
| 3-) Karabali Camiinde Hatimle Teravih Namazı Kılınacaktır. | ||||||||
| 4-) 2010 Yılı Sadaka-i Fıtır (fitre) miktarı 7.00 (yedi) TL. dir. | ||||||||
| 5-) Zekat Nisap miktarı 80.18 gr altın ve aynı değerdeki paradır | ||||||||
|
ZEKAT HAKKINDA Sözlükte “artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü” anlamlarına gelen zekât, dinî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allah rızası için muayyen kişilere verilmesi demektir. Zekât, İslâm’ın beş temel esasından biri olup, hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de; “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin...” (Bakara, 2/43, 110; Hac, 22/78; Nûr, 24/56; Mücadele, 58/13; Müzzemmil, 73/20); “Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir sadaka al ve onlar için dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir. Allah işitendir, bilendir.” buyrulmaktadır (Tevbe, 9/103). Bir kimsenin zekât vermekle mükellef olması için müslüman, akıllı, büluğ çağına erişmiş olması ve hür olması; borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla nisap miktarı mala sahip olması gerekir. Nisap zekât, sadaka-i fıtır, kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlik ölçüsüdür. (bk. Nisap) Ayrıca nisap miktarı mala sahip olan kimsenin zekâtla mükellef olması için, bu malın nâmi olması ve üstünden bir yıl geçmesi gerekir. Nâmi olması ise, malın, sahibine kazanç ve fayda sağlar durumda olması demektir. (bk. Nemâ) Zekâta tabî mallar Kur’ân-ı Kerim’de, altın ve gümüş (Tevbe, 9/34), tahıllar ve meyveler (En’âm, 141), ticaret ve benzeri işlerden elde edilen kazançlar (Bakara, 2/276), madenler ve benzeri yer altı servetleri (Bakara, 2/276) ve diğer mallar (Tevbe, 9/103; Zâriyât, 51/19) şeklinde belirlenmiştir. Genel olarak malların zekâtı kırkta bir oranındadır. Ancak tarım ürünlerinde masraflı olup olmamasına göre yirmide bir veya onda bir oranındadır. Hayvanlarda ise özel olarak hayvanın cinsine göre ayrı ayrı belirlenmiştir. Zekât Tevbe sûresinin 60. âyetinde belirtildiği gibi fakirlere, miskinlere, borçlulara, yolda kalmışlara, Allah yolunda olanlara, kalbi İslâm’a ısındırılanlara, esir ve kölelikten kurtulmak isteyenlere verilir. zekât bunların tamamına taksim edilebileceği gibi, bunlardan bir veya bir kaçına da verilebilir. Zekât; anne, baba, büyükanne ve büyükbabalara, çocuklara ve torunlara verilemez. Aynı şekilde gayrimüslim ile zengine de verilmez. (İ.P.) | |
|
NİSÂP NE DEMEKTİR ?
Sözlükte “her şeyin aslı, kökü, önü; bıçak sapı, güneşin battığı yer, bulunması gereken asgari miktar, adet” gibi anlamlara gelen Nisâp, dinî bir kavram olarak, zekat, sadaka-i fıtır, kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlik ölçüsüdür. Nisâba, zengin olmanın asgari sınırı veya asgari zenginlik ölçüsü de denilebilir. Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak bu kadar mala sahip olan kişi dinen zengin sayılır. Böyle bir kişinin zekat veya sadaka alması helal değildir. Sadaka-i fıtır vermesi ve kurban kesmesi gerekir. Fazla olan bu malın nâmi olması ve üstünden bir yıl geçmesi halinde zekatının verilmesi gerekir. Zenginliğin asgari sınırı olan Nisâp Hz. Peygamber tarafından gösterilmiştir. Bu asgarî sınırlar, bir açıdan o dönem İslâm toplumunun ortalama hayat standardını ve zenginlik ölçüsünü göstermektedir. Hadislerde belirlenen Nisâp miktarları şöyle sıralanabilir; 80,18 gr. altın veya bunun tutarında para, ticaret malı, 40 koyun veya keçi, 30 sığır, 5 deve. Nisâp miktarının belirlenmesinde kullanılan bu malların, o dönemin en yaygın zenginlik aracı olduğu açıktır. Nisâbın bu mallar üzerinden belirlenmesi, sosyal ve ekonomik şartların fazla değişmediği ileriki dönemlerde de aynen korunmuştur. Zekat, İslâm ve Müslümanların menfaatine olmak üzere, fakirler için bir yardım olarak sadece zenginden alınır. O halde, yardım edilmeğe muhtaç durumda bulunan fakirden bir zekat almanın manası yoktur. Zira Hz. Peygamber, “Zekat ancak gerçek anlamda zengin olandan alınır.” buyurmuştur (Ahmed, No: 7155; Fethu’l-Barî, III/189). Bu nedenle, kişinin zekat mükellefi olması için, toplumda zenginlik sınırının, asgarî hayat ve geçim standardının belirlenmesi ve Nisâpta bunun esas alınması gerekir. Modern vergi sistemlerinde fakirlerin ödeme kudretlerinin yokluğunun dikkate alınarak dar gelirlilerin vergiden muaf tutulması, aynı gayeye yöneliktir. (İ.P.) | |
|
SADAKA-İ FITIR NEDİR ? Halk arasında fitre de denilen sadaka-i fıtır, sadaka kelimesi ile iftar etme, Ramazan Bayramı, yaratılış anlamına gelen fıtır kelimesinin bileşiminden meydana gelmiştir. Sadaka-i fıtır, dinen zengin olarak Ramazan ayının sonuna yetişen Müslümanın belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır. Sadaka-i fıtır, borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisâp miktarı mala sahip olan her Müslümana vaciptir. Bunda, zekatta olduğu gibi, malın nâmî olması ve üzerinden bir yıl geçmesi gibi bir şart söz konusu değildir. Dinen zengin olan çocuk ve delinin malından velî veya vasîsinin vermesi gerekir. Bu sadakanın vacip olma zamanı Ramazan bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha iyidir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Sadaka-i fıtır, Hz. Peygamber devrinde 1 sa’ (2917 gr.) buğday, arpa, kuru üzüm ya da hurma olarak verilmekteydi. Bunlar o dönemde, toplumun temel tüketim maddeleri olup, miktarlar arasında da denklik bulunmaktaydı. Diğer taraftan fitrenin hedefi, bir fakirin içinde yaşadığı toplumun hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanması, böylece bayram sevincine iştirak etmesidir. Bu sebeplerle, günümüzde sadaka-i fıtırın sayılan bu maddelerden ve belirtilen ölçülere göre verilmesi, sadakanın gayesini gerçekleştireceği söylenemez. Bu nedenle, günümüzde sadaka-i fıtrın belirlenmesinde, bir kişinin bir günlük normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarın ölçü alınması gerekir. Dinen zengin sayılanlara, usul (anne, baba, dedeler ve nineler), furua (oğul, kız ve torunlar) ve bakmakla yükümlü olduğu kimselere sadaka-i fıtır verilmez. Bir kimse, fitresini bir fakire verebileceği gibi, birkaç fakire de dağıtabilir. (İ.P.)
|