Bütün müslümanlar için kutsal aylardan
biri olan ve sevgili Peygamberimizin “Allah’ın ayı” olarak
nitelediği Muharrem ayını idrak etmiş bulunuyoruz. Bu ay ve bu ayın
onuncu günü olan Aşura, önceki peygamberler ve ümmetleri açısından
olduğu kadar müslümanlar açısından da ayrı bir önem taşır. Peygamber
Efendimiz Muharrem ayının 9, 10 ve 11. günlerinde oruç tutmuş,
müslümanlara da bu günlerde oruç tutmalarını tavsiye etmiştir.
Ancak Aşura/10 Muharrem, Müslümanlar açısından çok daha özel bir
öneme sahiptir. Sevgili Peygamberimiz’in “dünyanın iki çiçeği”,
“cennet çocuklarının efendileri” diye övdüğü, Hz. Ali ile Hz.
Fatıma’nın ciğerparelerinden biri olan Hz. Hüseyin ve 70’den fazla
arkadaşı 10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) siyasi ihtiraslar uğruna
Kerbela’da önce susuz bırakılmış, ardından da hunharca şehit
edilmiştir. Bu elim olay, Hz. Peygamberi ve O’nun Ehl-i Beyti’ni
seven biz bütün mü’minleri derinden yaralamış, kalplerimizi
incitmiş, bölgesi, kültürü, mezheb ve meşrebi ne olursa olsun
yediden yetmişe bütün müslümanları derin acılara sevk etmiştir. Hz.
Nuh’un ve Hz. Musa’nın kurtuluşları gibi insanlık tarihi için pek
çok önemli hadisenin cereyan ettiği kabul edilen Aşura günü, Hz.
Hüseyin’in bu günde şehid edilmesi nedeniyle Müslümanların ortak
hafızasında artık bu müessif olayla hatırlanır olmuş, Mazlum-ı
Kerbela Hz. Hüseyin’e duyulan sevgi şiirlere ve maktellere yansımış,
neticede Hz. Hüseyin, bütün mü’minlerin gönüllerinde taht kurarken,
ona ve yakınlarına bu zulmü reva görenler tarih karşısında ve
vicdanlarda mahkum edilmiştir.
Bu vesile ile, başta Seyyid-i Şüheda-yı Kerbela Hz. Hüseyin olmak
üzere bütün Kerbela şehitlerini rahmetle anıyor, bütün Müslümanlara
düşen görevin bu tür müessif olayların tekrarlanmasını önleyecek bir
bilinç ve anlayışa sahip olarak kardeşlik, birlik ve beraberliğimizi
korumak olduğunu hatırlatıyor, Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi
etrafında kenetlenen sevgi ve bağlılığımızın perçinleşmesini